Fidelity’den Jurrien Timmer, son çeyreklerdeki tipik yükseliş tekrarlanırsa üçüncü çeyrek kâr artışının %30 ile %35’e ulaşabileceğini söylüyor. Ancak piyasanın geriye dönük fiyat/kazanç (F/K) oranı yıldan yıla %10 geriledi.
Fidelity’nin Küresel Makro Direktörü Timmer, geriye dönük kârların %28 arttığını, gelecek kârların ise %20 daha yükseleceğini öngörüyor. Ancak yatırımcılar bu büyüme için daha yüksek çarpanlar ödemiyor.
Üçüncü Çeyrekte %35 Kâr Artışı Gerçekten Mümkün mü?
Timmer’a göre, önümüzdeki her çeyrek için çift haneli büyüme zaten fiyatlamalara yansımış durumda ve tahminler yükselmeye devam ediyor.
Bloomberg verileriyle hazırladığı grafikte 2026 ikinci çeyrek büyümesi %34, 2026 ilk çeyrek ise %29 seviyesinde. Bu oranlar, 2024 dördüncü çeyrek ile 2025 üçüncü çeyrek arasındaki %11 ile %15 bandının oldukça üzerinde.
Son çeyreklerde şirketlerin bilançolarını açıklamasının ardından tahminlerde belirgin artışlar gözlemlendi.
Timmer, benzer bir toparlanmanın tekrarlanması halinde üçüncü çeyrek büyümesinin %30 ile %35 bandına çıkabileceğini söylüyor. Bu esnada hisse senetleri, S&P 500’ün rekor seviyesi olan 7.800’ün üzerine tırmandı bile.
Ancak tek başına güçlü bir çeyrek yeterli olmayabilir. %30 ile %35 arasında gerçekleşecek bir büyüme yeniden yukarı yönlü revizyonların önünü açar. Fakat S&P 500 zaten zirvede. Bu nedenle yatırımcılar büyümenin kalıcılığı için ek kanıt bekleyebilir.
Hızlı Kâr Artışına Rağmen Wall Street Neden Daha Az Ödüyor?
Timmer bu konuyu tarihle açıklıyor.
‘Tarih gösteriyor ki yatırımcılar zirve kâr büyümesi dönemlerinde çok yüksek çarpanlar ödemeye pek yanaşmıyor.’
Bu ifadeyi Fidelity Küresel Makro Direktörü Jurrien Timmer, X hesabından paylaştı.
Fidelity’nin 4 Ekim tarihli kâr ve değerleme grafiği de benzer bir tabloya dikkat çekiyor. 2018 civarında %23’e ulaşan kâr büyümesi, ardından F/K oranında yaklaşık %24’lük bir düşüşe dönüştü.
Benzer bir tablo 2021 yeniden açılışı sonrası da yaşandı: %50’leri gören kâr büyümesinin ardından yaklaşık %33 düşüş geldi.
Bu arada, ileriye dönük kâr artış beklentisi %20’de kalıyor ve bu oran, geriye dönük %28’lik orana kıyasla daha düşük.
Schwab’dan Kevin Gordon, kurumun makro araştırma ve strateji başkanı olarak o büyümenin önünde bir risk olduğuna işaret ediyor. Bir mega ölçekli AI yatırım hedefinin tutturulamaması, yani yapay zeka sermaye harcamalarının beklentinin altında kalması, kârları baltalayabilir.
Gordon’a göre S&P 500’deki ortalama hisse fiyatı, ağustos başından bu yana zirveden dibe %14 geriledi.
Endeksin yükünü artık büyük oranda AI hisseleri taşıyor. Yani tek kötü bilanço, düşük çarpanların yerinde olup olmadığını ortaya koyabilir.









