Benjamin Cowen, yıllardır insanların duymak istemediği şeyleri söylüyor. Ne şişirme, ne sponsorlu içerik, ne de “bir sonraki 100x altcoin” vaadi. Görüşlerin sıkça alınıp satıldığı bu sektörde, Cowen en güvenilir kripto para seslerinden birini basit ama çoğu zaman rahatsız edici bir gerçeğe dayandırdı:
‘Bu sektörde, görüşlerine para ödenmemiş insan bulmak zor. Çoğu zaman, aslında fikirleri gerçekten de para karşılığı satılıyor.’ dedi.
Cowen’ın bu sözlerinin ağırlığı, geçmişi ve sırtında getirdikleriyle birleştiğinde daha farklı bir yere oturuyor.
Benjamin Cowen’ı Şekillendiren Laboratuvar
Yüz binlerce takipçi henüz adını bilmiyorken Cowen, bir üniversite laboratuvarının derinliklerinde moleküler dinamikler ve transmisyon elektron mikroskobu ile radyasyon hasarını inceliyordu.
2013’ten 2018’e kadar dünyası, hakemli makaleler, titiz danışmanlar ve kestirme yollara asla izin vermeyen entelektüel bir disiplinle şekillenmişti. Tezini savunduğunda, adını taşıyan on ila on bir arasında akademik makale yayımlamıştı.
Cowen’a göre bu sağlam zemin, onun için her şeyin temelini oluşturuyor.
‘Açıkçası yüksek lisans öncesi öyle ciddi bir çalışma disiplinim yoktu. Ama sonra yüksek lisansa başladım ve gerçekten çok çalışmak zorunda kaldım. Eğer deney yapıyorsan, haftada kırk saat çalışmış olman onu ilgilendirmez. Ne olursa olsun gidip ilgilenmek zorundasın.’ dedi.
Yüksek lisans, Cowen’ı baştan sona değiştirdi. Laboratuvar, kırk saati doldurdun diye kapanmıyor. Sen yine de gidiyorsun. Bu ders, onun hayatından hiç çıkmadı.
Akademiden Kriptoya: Kültür Şoku!
Cowen YouTube kanalı IntoTheCryptoverse’e başladığında, akademiden kriptoya geçişin bir yanı ona çok doğal, bir yanı ise oldukça sarsıcı gelmişti. Çalışma disiplini birebir uydu ama kültür bambaşkaydı.
‘Benim dünyamda insanlara öyle hitap edilmez. Akademide herkes çok saygılı ve profesyoneldir. İnsanlar gece 3’te birbirlerine çok ağır hakaretlerle tweet atmaz.’ dedi.
Bir süre bu ortamdan etkilendi; tek bir olumsuz yorum bile on olumlu yorumu unutturup gününün geri kalanına damga vurabiliyordu. Yine de pes etmedi. Haftada beş, altı, bazen sekiz hatta dokuz video çekti. Yüksek lisansta öğrendiği yayın disiplinini, bambaşka hızda dönen bir dünyaya uyarladı.
Çünkü zamanla şunu fark etti: Kriptoda ya boğa, ya ayısın; herkesi memnun eden bir orta yol yok.
‘Ne dersem diyeyim, söylediklerimi asla beğenmeyen bir kesim her zaman olacak.’ diye konuştu.
Bunu kabullendikten sonra eleştiriler eski etkisini yitirdi. Şimdi, bu kafa yapısına geçeli iki-üç yıl oldu ve Cowen artık eleştirileri kafasına takmıyor.
Değişmeyen Tek Etik Değer
Tüm bu süreçte onu ayakta tutan; ne YouTube kanalı, ne analizleri, ne de portföyü oldu. Çok daha temel bir şeydi.
‘Bence en büyük servet aile. Sahip olduğum bütün Bitcoin’leri ailem için gözümü kırpmadan bırakırım.’ dedi.
Kripto para dünyasında insanların değerini çoğunlukla portföyleriyle ölçme eğilimi varken böyle bir netlik, kulağa geldiğinden çok daha nadir bulunur. Cowen’ın takipçilerinin yeniden ve yeniden onun videosunu açmasının altında da işte bu var: Fiyat tahminleri için değil, hayatın asıl anlamını piyasayla hiç karıştırmamış birinin perspektifi için geliyorlar.
Benjamin Cowen, hızlı zengin olma peşinde rastgele kriptoya bulaşmadı. Bilim insanı bakışı, akademisyen disiplini ve veri ne gösteriyorsa onu söyleme dürüstlüğüyle ortaya çıktı. Kimse duymak istemese bile…
Ve hype’ın prim yaptığı bir sektörde, en büyük avantajı da bu oldu.





