Başkan Donald Trump, son Kongre konuşmasında politika vaatlerini, siyasi saldırıları ve kampanya havasındaki mesajlarını harmanlıyor. Tarifeler, göçmenlik, İran merkezli dış politika ve Kongre’de etik tartışmaları, öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.
Trump, politika vaatlerini duygusal davetli hikayeleriyle birleştiriyor. Ayrıca Demokratlar’a doğrudan saldırıyor ve Yüksek Mahkeme’nin son kararına rağmen gümrük tarifesi planını savunuyor.
Trump’ın Gümrük Vergileri Yüksek Mahkeme Kararına Rağmen Devam Edecek
Konuşmanın ana temasını, Trump’ın gümrük tarifeleriyle ilgili hukuki yenilgisini geçici bir engel gibi göstermeye çalışması oluşturuyor. Trump, mahkeme kararını ise ‘talihsiz’ olarak nitelendiriyor.
Başkan ayrıca mevcut ticaret anlaşmalarının yürürlükte kalacağını söylüyor ve gümrük tarifelerini ABD politikasının merkezine yerleştirmeye devam etmek için ‘alternatif yasal yollar’ kullanacağını vadediyor.
Bu söylem önemli: Çünkü gümrük tarifeleri, hem ekonomi hem de dış politikada, ABD’nin pazarlık masasında elini güçlendiren ana araçlardan biri haline gelmiş durumda.
Amerikan Ekonomisi Yeniden Güçlendi mi? Maksimum Zafer Havası ve Zero Hedge
Trump, konuşmasının büyük kısmında tam bir ekonomik toparlanma anlatısına yaslanıyor. Enflasyondaki gerileme, ucuzlayan benzin, artan istihdam ve yükselen borsa gibi verilerle örnekler paylaşıyor.
Bu gelişmeleri, Biden yönetiminden miras kalan krizi tersine çeviren politikaların kanıtı olarak sunuyor.
Konuşmasına özellikle şu sözlerle başlıyor: ‘ülkemiz geri döndü: Daha büyük, daha iyi, daha zengin ve her zamankinden daha güçlü’. Bu vurguyu konuşması boyunca sürdürdüğünü görüyoruz.
Trump, uzun zamandır tüketici fiyatlarını, piyasaları ve istihdamı direkt başkanlık liderliğine bağlayan siyasi bir yaklaşım benimsiyor.
Göç Sorununda Sıfır Tolerans
Göçmenlik ve suç, konuşmanın en hararetli anlarına damgasını vuruyor. Trump, sınır güvenliği, sınır dışı işlemleri ve yeni önerileri öne çıkarıyor.
En dikkat çekenlerden biri, eyaletlerin belgesiz göçmenlere ticari ehliyet vermesini önleyecek ‘Dalilah yasasının’ çıkarılması çağrısı oluyor.
Ayrıca sığınak şehir uygulamalarının sonlandırılması ve oy kullanma kurallarının sıkılaştırılması taleplerini yineliyor; seçmen güvenliğiyle göçmenlik denetimini harmanlıyor.
Stand and Sit Down: Canlı Siyasi Gerilim
Trump, salonu canlı bir siyasi platforma dönüştürüyor. Milletvekillerini belirli görüşler için ayağa kalkmaya davet ediyor ve kalkmayanları eleştiriyor.
Bu yöntemle alkış ve sessizliğin bile bir mesaj unsuru haline gelmesini sağlıyor. Aynı zamanda televizyon ve sosyal medya için hazır anlar yaratıyor; özellikle göçmenlik ve oy kullanma kurallarında bu taktiği bolca kullanıyor.
İran’a Daha Yumuşak Bir Yaklaşım mı?
Trump’ın dış politika ve ulusal güvenlik bölümünde kapsamlı mesajlar verdiği görülüyor. Birçok çatışmada ilerleme kaydedildiğini savunuyor ve Rusya-Ukrayna konusunda çabaların sürdüğünü belirtiyor.
Bunun yanında, başkan yeniden İran’a karşı sert bir tutum sergiliyor. Diplomasiden yana olduğunu, fakat Tahran’ın nükleer silaha kavuşmasına izin vermeyeceğini net şekilde söylüyor.
Trump’ın Kişisel Markası Tüm Açıklığıyla Ortada
Son olarak Trump, yönetimle kişisel markalaşmayı alışıldık dışı bir şekilde harmanlıyor. ‘Trump Accounts’ ve ‘TrumpRX’ gibi projeleri vergi indirimi ve ilaç fiyatlarıyla birlikte öne çıkarıyor. Ayrıca galerideki davetli misafirlerden işçi, ebeveyn ve askeri personele kadar birçok kişiyi politika tartışmalarına dahil ediyor.
Bu tarz, karmaşık ve tartışmalı politika mesajlarını basit ve duygusal hikayelerle harmanlamasına imkân veriyor.
Genel tabloya bakıldığında, bu konuşma klasik bir yasama sunumundan ziyade daha çok kampanya dönemine uygun bir yönetim performansını andırıyor: Bir parçası politika programı, bir parçası siyasi kutuplaşma, bir parçası da prime-time siyasi şov.