Geri dön

Trump’ın İran’la Gerilimi Siyasi Destekte Düşüşün Fitilini Ateşleyebilir

Google’da bizi tercih edin
sameAuthor avatar

Yazan ve Düzenleyen
Camila Grigera Naón

03 Mart 2026 20:26 TRT
  • Trump’ın İsrail ile İran’a ortak saldırısı savaş karşıtı imajını zedeleyebilir ve desteğini azaltabilir.
  • Orta Doğu’daki çatışmaya rağmen Steve Hanke, ABD üretimi nedeniyle petrol fiyatı dalgalanmalarının sınırlı olduğunu savunuyor.
  • Trump'ın İran ile artan gerilimi yasal sorunlar ve siyasi skandallardan dikkatleri uzaklaştırabilir.
Promo

İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri, İran’a yönelik süresi belli olmayan bir ortak saldırı başlatıyor. Bu hamlenin Orta Doğu’nun geri kalanında ciddi yansımaları şimdiden hissediliyor. İsrail’in niyeti açıkken Amerika’nın nasıl bir plan izlediği ise belirsizliğini koruyor.

Johns Hopkins Üniversitesi’nde ekonomi profesörü ve eski Reagan danışmanı Steve Hanke, ABD Başkanı Donald Trump için bu adımın riskli sonuçlar doğurabileceğini söylüyor. Hanke’ye göre, Trump’ın “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” tabanını kaybetme riski ortaya çıktı.

Trump’ın Orta Doğu’daki Belirsiz Hedefleri

Amerika’nın kurucu babaları bugün hayatta olsaydı, geçtiğimiz hafta sonu yaşananları görüp “olmaz olsun” derdi.

Sponsorlu
Sponsorlu

18’inci yüzyılda Benjamin Franklin, çatışma ve ticarete ilişkin görüşünü şu sözlerle ortaya koymuştu: ‘Amerika’nın sistemi, tüm ülkelerle evrensel ticaret, hiçbiriyle savaş değildir.’ Thomas Jefferson da dış politika vizyonunu şu ifadelerle pekiştirmişti: ‘Bütün uluslarla barış, ticaret ve dürüst dostluk; hiçbiriyle karmaşık ittifaklar yok.’

Gelinen noktada ise tam tersi bir tablo var. İsrail’in İran’ın başkentini hedef alan saldırı planını bilen Amerika, öne çıkıp saldırıya destek verdi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio son olarak Washington’da gazetecilere ‘İran’a kim saldırırsa; ister Amerika ister İsrail ya da bir başkası, İran karşılık verecekti. Üstelik cevabını da Amerika’ya verecekti, bu çok netti’ dedi.

Steve Hanke’ye göre, İsrail’in amacı çok açık: Ortadoğu’daki etkisini genişletmek. Fakat konu Amerika olunca, işlerin nedeni tuhaf bir sis perdesiyle kaplanıyor. Hanke bu karmaşıklığı, Trump’ın zaten öngörülemeyen politikalarına bağlıyor.

Hanke, BeInCrypto’ya verdiği X Spaces röportajında ‘ABD başkanının tam olarak ne düşündüğünü bilmiyoruz çünkü sık sık karar değiştiriyor’ dedi.

Ancak daha net görülen bir şey var: İsrail’in Washington üzerindeki etkisi oldukça güçlü.

İsrail’in ABD Politika Yapımındaki Artan Etkisi

İsrail-ABD ilişkileri, özelikle seçim dönemlerinde devreye giren kapsamlı lobi faaliyetleriyle dikkat çekiyor. Bunun başrol oyuncularından biri de American Israel Public Affairs Committee (AIPAC) gibi siyasi faaliyet komiteleri (PAC).

AIPAC'ın 1998'den bu yana yıllık lobi harcamaları. Kaynak: OpenSecrets.
AIPAC’ın 1998’den bu yana yıllık lobi harcamaları. Kaynak: OpenSecrets.
Sponsorlu
Sponsorlu

Tarafsız araştırma kuruluşu OpenSecrets’a göre AIPAC, 2024 federal seçimlerinde iki partili bağışlara 42 milyon doların üzerinde harcama yaptı. 2025’te ise komite lobi faaliyetleri için 3,76 milyon dolar harcadı. Bu rakam, şimdiye kadarki en yüksek yıllık harcamayı işaret ediyor.

Hanke, ‘Lobi grupları ABD’nin Orta Doğu politikasını belirlemede muazzam bir etkiye sahip’ dedi.

Amerika ile İsrail arasındaki bu giderek karmaşık hale gelen ittifakların ötesinde Trump, İran’a yönelik son saldırıyı içeride yaşanan bazı gelişmeleri gözden kaçırmak için de kullanıyor olabilir.

Trump’ın Savaş Karşıtı İmajı Zayıflıyor

Trump, 2026’ya tartışmalı kararlarla hızlı bir giriş yaptı. Yeni yılın üçüncü gününde Venezuela lideri Nicolás Maduro’yu ele geçirip iade etti. Bir ay geçmeden de Grönland’ı satın almak için agresif bir süreç başlattı ve bu adım Avrupa’daki müttefiklerle doğrudan çatışmaya dönüştü.

Tüm bunlar yaşanırken, Amerika Adalet Bakanlığı (DoJ), yeni Epstein dosyalarını açıkladı.

Bu gelişmelerin ardından başkan, milyarder Jeffrey Epstein ile ilişkisi ve Epstein’ın 2019’da karşı karşıya kaldığı insan kaçakçılığı suçlarından haberdarlığıyla ilgili tartışmaların tam ortasında kaldı.

Hanke, ‘Jeffrey Epstein davası gündemden düşmüyor, hâlâ manşetlerde kalmaya devam ediyor’ diyerek şöyle ekledi: ‘Bu Trump için düşen anket oranlarından çıkış yolu olabilir. İktidarda kalmak için en iyi yöntem savaş başlatmak… Bu, oldukça büyük bir dikkat dağıtıcı unsur’ dedi.

Bu arada Trump’ın attığı adımlar, siyasi gücünün kalıcılığını da ciddi şekilde sorgulatıyor. Trump seçim sürecinde verdiği en temel vaatlerden biri “süregiden savaşları bitirmek” ve kendini “barışın başkanı” olarak lanse etmekti.

Fakat artık bu anlatı çatırdamaya başladı.

Hanke şu ifadeleri kullandı: ‘Bence siyasi olarak tabanıyla çok riskli bir oyun oynuyor… Müdahaleci ve tehditkâr tutumları nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri’nde popülaritesi hızla düşüyor. Orta Doğu’daki çatışmayı kısa sürede sona erdirip erdiremeyeceğini ise bilmiyoruz.’ dedi.

Başkanın güncel popülaritesinin bir sonraki göstergesi kasım ayındaki ara seçimler olacak. Bu seçimler, Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’nin her iki kanadındaki çoğunluğunu koruyup koruyamayacağını belirleyecek.

Trump’ın dış politika kararları ABD’de siyasi açıdan önemli sonuçlar doğurabilir. Fakat bu kararların küresel ekonomi, özellikle de petrol fiyatları üzerindeki etkisi beklenenden sınırlı görünüyor.

İran Krizi Petrolü Sarsmadı Çin Dengede Kaldı

Genel kanının aksine Hanke, İran ile girilen bir savaşın ABD’de petrol fiyatlarını felakete sürükleyeceğine inanmıyor.

20. yüzyılda petrol üretiminin aksaması küresel ekonomileri çok daha fazla etkilerdi. Ancak bugün ABD, petrol üretimini artırırken İran ve Körfez ülkelerinde ise üretim düştü.

Hanke, hafta sonu yaşanan gelişmelerden bu yana Amerikan petrol fiyatının varil başına sadece yaklaşık 10 dolar yükseldiğini, bunun da galon başına 25 sentlik bir artış anlamına geldiğini belirtti.

Hanke şunları söyledi: ‘Bugün yaşananlar aslında ılımlı bir tepki. Petrol yoğunluğu ciddi şekilde azaldı. Fiyat artsa bile 1978’deki gibi GSYİH üzerinde büyük bir etki yaratmayacak.’ dedi.

Trump’ın Venezuela ve İran’daki müdahaleleriyle Çin’e petrol akışını engellemeye çalışması ABD’nin en büyük rakibine karşı beklenen sonucu doğurmayabilir. Hanke, Hürmüz Boğazı kapansa bile Çin’in stratejik avantajlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini savundu.

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) petrol zenginliğiyle öne çıkarken Çin ise nadir toprak elementlerine sahip.

Hanke şu sözlerle örneklendirdi: ‘Eğer ABD bu oyuna girip Venezuela petrolünü ve Hürmüz Boğazı’ndaki çıkışı kesmek isterse, inanın Çinliler de masaya gerçek ağır topları koymayı iyi bilir. Nadir toprak elementlerinin satışını tamamen durdururlar ve film orada biter. Altı ay içinde Batılı ekonomiler çok kötü hale gelir.’ dedi.

Orta Doğu’daki gelişmeler devam ederken bu jeopolitik hamlelerin küresel istikrara ve ABD iç siyasetindeki etkileri tam anlamıyla netlik kazanmış değil. Önümüzdeki birkaç ay Trump’ın dış politika hamlelerinin siyasi konumunu güçlendirip güçlendirmeyeceğini gözler önüne serecek.

Feragatname

Sorumluluk Reddi: Trust Project yönergelerine uygun olarak BeInCrypto, haberlerde tarafsız ve şeffaf raporları garanti eder. Bu haber makalesi doğru ve güncel bilgi vermeyi amaçlamaktadır. Ancak okuyucuların bu içeriğe dayalı herhangi bir karar vermeden önce tüm bilgileri bağımsız olarak doğrulamaları ve bir profesyonele danışmaları tavsiye edilir.

Sponsorlu
Sponsorlu