Ortadoğu’daki gerilim giderek tırmanıyor ve bu durum küresel petrol piyasasını yeniden şekillendirme tehdidi yaratıyor. Fiyatlar şimdiden baskı altında, lojistikte ciddi aksamalar yaşanıyor ve Rusya, yaptırımlara rağmen, bu çalkantılı süreçten fayda sağlayan ana aktörlerden biri olarak öne çıkabilir.
Bu değerlendirmeyi MGIMO Finansal Ekonomi Fakültesi Dekanı, Ekonomi Doktoru ve IG Energy adlı Telegram kanalının yazarı Igbal Guliyev, BeInCrypto Genel Yayın Yönetmeni Vladimir Arkhireysky ile yaptığı sohbette paylaştı.
Varil Başına 150 Dolar Üzeri: Sınır Değil Olası Senaryo
Igbal Guliyev’e göre mevcut arz açığı, piyasada herhangi bir istikrar ihtimalini tamamen ortadan kaldırıyor. Brent petrol şu an 95–115 dolar bandında tutunuyor. Gerilim riskleri ve özellikle Boğaz’ın kapanma ihtimali fiyatları 150 doların da üzerine taşıyabilir ve spekülatif yükselişi hızlandırabilir.
OPEC+’ın yedek kapasitesi günde 3,5 milyon varille sınırlı; bunun büyük kısmı Suudi Arabistan ve BAE kaynaklı. Bu miktar yalnızca kısmi bir destek sunabilir: Eğer önemli nakliye güzergahları diplomasi yoluyla açılmazsa piyasada fiyatlar kontrolsüz şekilde hareket edebilir.
Bizi X’ten takip edin ve en güncel haberlere anında ulaşın
Urals Arzı Azaldı: Rusya’ya Avantaj Sağlıyor
Urals petrolü, geleneksel Brent indiriminin neredeyse ortadan kalktığı, Asya talebinin adeta patlama yaptığı bu ortamda, 89–105 dolar aralığında istikrarını koruyor. Hindistan, ithalatını bir haftada yüzde 40 artırıp 28 milyon varil seviyesine çıkararak Ortadoğu menşeli petrolü ikame ediyor ve bazı anlaşmalar artık premium fiyatlarla kapanıyor.
Rusya için ihracat gelirleri artıyor: Temel fiyatın her 10 dolar üzerinde fazladan 2,2 milyar dolar kazanç sağlanıyor ve yıllık büyüme potansiyeli %20 ila %30 arasında. Çin’de ESPO ve Siberian Light petrol türlerine ilgi yüksek, Arktik petroller ise arz çeşitliliği nedeniyle varil başına 100 doların üzerinde işlem görüyor.
YouTube kanalımıza abone olun ve uzman liderlerin analizlerini izleyin
Asya Hamlesi: Çin, Hindistan ve Gölge Filo
Çin ve Hindistan, Rusya’nın petrol ihracatının yüzde 80’inden fazlasını tek başına çekiyor; Çin’in payı yüzde 50, Hindistan’ın payı ise yüzde 40. Sevkiyatlar, Primorsk ve Ust-Luga’dan, Suez Kanalı ya da Afrika çevresinden geçen sözde “gölge filo” ile yapılıyor. Kuzey Deniz Rotası ve ESPO boru hattı ise giderek daha önemli hale geliyor.
Igbal Guliyev’e göre, Rusya’nın ihracat coğrafyası, Suudi Arabistan ve Irak’tan arz azalmasıyla birlikte, Hindistan ve Çin dışında Singapur, Türkiye ve Güneydoğu Asya ülkelerine de genişleyebilir.
Urals için Üç Senaryo
Igbal Guliyev, üç olası senaryo öngörüyor. Hızlı bir çözüme ulaşılır ve Hürmüz Boğazı tamamen tekrar açılırsa, Urals fiyatı alternatif arzların piyasaya dönmesiyle 60 dolara kadar geri çekilebilir. Yine de Igbal Guliyev, Asya’daki talep nedeniyle fiyatların şubat ayındaki diplerin üzerinde kalacağını tahmin ediyor.
Ancak Ortadoğu’da savaş devam ederse, üretim ve altyapının toparlanmasının uzun sürmesi nedeniyle Urals fiyatı 100 doların üzerinde yüksek seviyede kalacak.
Gerilimin tırmanması durumunda Hürmüz Boğazı’ndaki lojistik aksaklıklar nedeniyle alternatif arz eksikliği yaşanırsa, Urals’ın Brent’e olan indirimi yerini primli fiyata bırakabilir ve Rusya’nın petrol ile gaz geliri 12 trilyon rubleyi aşabilir.
Strateji: Krizi Rekabet Avantajına Dönüştürmek
Trump’ın açıklamalarından kaynaklanan volatilitenin de etkisiyle, Igbal Guliyev, Rusya’nın OPEC+ ile koordinasyonunu güçlendirmesi, Arktik rotalarını optimize etmesi ve fiyat risklerine karşı hedge işlemleri yapması gerektiğini düşünüyor. Bu öneri, Rusya Enerji Bakanlığı’nın yaklaşımıyla da örtüşüyor. Nihai hedef: Krizi, rekabetçi bir avantaja çevirmek.