Geri dön

Cleat Street’den David Martin: Kurumsal Kripto Teminatında “Saf Platform” Eksikliği

Google’da bizi tercih edin
author avatar

Tarafından yazıldı
Lynn Wang

editor avatar

Tarafından güncellendi
Shilpa Lama

02 Mart 2026 16:00 TRT

Bir girişim sermayedarı olan David Martin’in 2015’ten beri tanıdığı bir yatırımcı, geçtiğimiz günlerde onu alışılmadık bir soruyla arıyor. Telefonun diğer ucundaki bu kişi, Martin’le tanıştığından beri sermayesini neredeyse tamamen Ethereum ekosistemine yöneltmiş, yazılım geliştiricisi ve Ethereum ile uygulamalarına hayran kalmış biri. Hiçbir zaman finans sektöründe çalışmamış.

ETH varlıklarını doğrudan bir ETF’e dönüştürüp, ardından bu pozisyonu teminat göstererek kripto ile ilişkili hisse senetleri almak isteyip istemediğini soruyor.

Martin, BeInCrypto’ya Hong Kong’daki Liquidity Summit 2026’da verdiği özel röportajda bu teklife beklenmedik şekilde şaşırdığını belirterek şunları söyledi:

‘Bunca yıl kripto DeFi alanında “degenerate” diye tabir edilen bu kişinin, şimdi ETF piyasasına erişmek istemesi; bence şu anda yaşanan dönüşümün kısa bir özeti niteliğinde’ dedi.

Bu hikaye aslında, Martin’in Clear Street’teki ilk haftalarında çözmeye çalıştığı temel sorunu tüm çıplaklığıyla gösteriyor. İki dünyayı birleştirmesi beklenen altyapı henüz tam anlamıyla hayata geçmedi. Üstelik, bu altyapıya en çok ihtiyaç duyanlar, onları desteklemesi hedeflenen sistemlerden çok daha hızlı hareket ediyor.

Sponsorlu
Sponsorlu

Gerçekten Önemli Olan Gelir Sinyali

ETF’ye akan fonlar manşetlerde geniş yer buluyor. Ancak Clear Street’e Dijital Varlık Gelirlerinden Sorumlu Başkan olarak katılan Martin’e göre, kurumsal kararlılığın gerçekten nerede olduğunu en net bir şekilde gelir kalıpları gösteriyor.

Son bir yılda, kripto ile ilgili işlemler giderek regülasyona tabi finansal ürünlerin içine taşınıyor. Bire bir işlem gören fonlar, dijital varlık hazineleri ve kamuya açık kripto şirketleri, kurumsal akışın giderek daha büyük bölümünü üstleniyor. BlackRock’ın IBIT’ine bağlı opsiyonların açık pozisyon hacmi neredeyse 38 milyar dolara ulaşarak Deribit’in 32 milyar dolarlık hacmini bile geçti; Deribit, 2016’da kurulduğundan beri Bitcoin türevlerinde adeta hegemonyasını sürdürüyordu. IBIT ise opsiyonları ancak kasım 2024’te listelemeye başladı: Bu hızlı yükseliş dikkat çekici.

Martin, röportaj sabahı rakamları bir kez daha kontrol ettiğini ifade ediyor. Aradaki fark daha da açılmış. Ocak 2026 itibarıyla IBIT, toplam Bitcoin opsiyon açık pozisyonlarının %52’sini, yani tüm zamanların en yüksek piyasa payını oluşturuyor. Deribit’in hakimiyeti ise beş yıl önce %90’ın üzerindeyken artık %39’un altına gerilemiş durumda.

Aynı dönemde, Bitcoin spot hacminin yaklaşık %30’u, artık geleneksel finans (TradFi) hisse senetleri ya da borsada işlem gören ürünler üzerinden geçiyor. Yani kurumlar, kripto pozisyonlarını mevcut risk ve raporlamalara uygun şekilde yapılandırmaya çalışıyor.

‘Artık geleneksel finans kurumlarının erişebildiği regülasyona tabi ürünlere ciddi bir kayış söz konusu. Kripto dünyasında son yıllarda inşa edilenlerin önemini başka hiçbir şey bu kadar güçlü bir şekilde anlatamaz’ dedi.

Ancak bu pozitif tabloya rağmen, rakamların altına baktığımızda halen çözülmemiş kritik bir sıkıntı göze çarpıyor.

Sermaye Verimliliğinin Tıkandığı Noktalar

Katılım arttı. Ancak sermaye hâlâ spot piyasalar, hisse senetleri ve türevler arasında bölünmüş durumda. Bu piyasalar arasında verimli bir şekilde hareket edilebilecek birleşik bir sistem yok.

Martin, sorunun tam olarak nerede yoğunlaştığına dikkat çekiyor: “Bugün Coinbase hisselerinizi teminat göstererek kripto türev işlemlerini kolayca açabileceğiniz bir nokta henüz piyasada yok.”

Her iki varlık sınıfında (kripto ve geleneksel) aynı anda işlem yapan portföy yöneticileri için bu, teorik bir kısıtlama değil; bizzat her gün karşılaşılan bir engel.

Sponsorlu
Sponsorlu

Dönüşüm altyapıdan daha hızlı gerçekleşti. Eskiden sadece dijital varlıklara odaklanan kripto yerli fon’lar, artık portföylerinin üçte biri ya da daha fazlasını TradFi bağlantılı hisse senetlerinde tutabiliyor. Fakat bu pozisyonlar ayrı sistemlerde, farklı aracı kurumlarca yönetiliyor. Aralarında teminat aktarımı ya da çapraz teminat işlevi yok.

Yani bir yönetici, hisse pozisyonunu teminat olarak gösterip kripto türev pozisyonu almak isterse önce bu hisseyi satmak zorunda kalıyor. Bu da hem işlem riskini hem de vergi yükünü artırıyor. Oysa birleşik bir sistem bu sorunları ortadan kaldırabilir.

Martin, bu boşluğun iki farklı şekilde kapatılabileceğini düşünüyor. Clear Street gibi şirketler geleneksel taraftan ilerliyor ve tek bir kurumsal çatı içinde varlık sınıfları arasında sermayenin serbestçe dolaşmasını sağlayacak altyapıyı kurmaya çalışıyor. Diğer yol ise blockchain yerli tokenize projelerle geleneksel varlıkları zincir üstüne taşıyıp, teminat ve takas işlemlerinin tek bir sistem üzerinden, silo’lara bölünmeden gerçekleşmesini sağlamak.

‘Sonunda kripto, tıpkı diğer varlık sınıfları gibi sıradan bir varlık türü haline gelecek. Diğer varlıklarla işlemleri nasıl çapraz yapabiliyorsak, bunda da aynı kolaylık olmalı’ dedi.

Bu yakınsama, portföy oluşumlarında şimdiden kendini gösteriyor. Kriptoya özgü yöneticiler dijital varlık pozisyonlarını korurken geleneksel aracı altyapısına giderek daha fazla güveniyor. Portföylerin bulunduğu nokta ile altyapının geldiği seviye arasındaki fark, şu anda kurumsal kripto dünyasının en kritik operasyonel sıkıntılarından biri haline gelmiş durumda.

Pay Allıklarında Kararı Belirleyen Rekabet Korkusu

Telefon görüşmesi, Martin’in Clear Street’e katıldığından beri düzenli olarak duyduğu bir tabloyu yansıtıyor. Konuştuğu büyük kripto varlık yönetim şirketlerinde de durum aynı. Bir yıl önce neredeyse hiçbiri portföylerinde geleneksel finans ürünleri barındırmazken, bugün “en kurumsal seviye” olarak sayılanların portföylerinin en az %25-%30’u geleneksel hisse senetlerinden oluşuyor.

Martin, burada yalnızca fırsatlar değil rekabetçi dinamiklerin de devreye girdiğini kabul ediyor. Konu açıldığında tereddütsüzce onaylıyor. Daha fazla yönetici geleneksel finans ürünlerine yöneldikçe, bu dönüşümden uzak kalmak stratejik dezavantaj haline geliyor. Çoğu rakibiniz pozisyonunu değiştirmişken kenarda beklemek, kendi başına bir risk olarak ortaya çıkıyor.

Altyapı inşa eden herkes için bu çok önemli bir mesaj: Portföy yöneticileri, piyasaların baştan desteklemeye uygun olmadığı ölçeklerde pozisyonlar oluşturuyor. Altyapı buna ayak uyduramazsa getirilere ciddi anlamda zarar verebilir.

Kurumsal DeFi’nin Önündeki Regülasyon Engeli

Buradaki dar boğazlardan biri sermaye verimliliği. Bir diğeri ise DeFi alanındaki regülasyon belirsizliği. Martin, kısa vadede asıl engelin bu ikinci konuda yattığını düşünüyor.

DeFi’de hem getiri üretimi, hem trading, hem de kriptoyu ileriye taşıyan finansal inovasyona erişim açısından ciddi fırsatlar var. Fakat birçok kurumsal oyuncu için burası yapısal olarak erişilemez durumda. ETF ile pozisyon almak, yönetilmesi kolay bir çerçeve sunuyor ama regülasyona tabi olmayan DeFi sistemlerine katılım, yakalanabilecek getiri potansiyeli ne olursa olsun, kurumsal çerçeveyle asla uyuşmuyor.

Martin, Amerika Birleşik Devletleri’nde dijital varlıkların yasal tanım ve düzenlemesine açıklık getirecek olan Clarity Act adlı yasa tasarısına dikkat çekiyor ve bunu kilit bir değişken olarak görüyor. Pozitif bir regülasyon gelişmesi sadece hukuki belirsizliği azaltmakla kalmayacak. Şu anda büyük kurumların erişemediği piyasaya tamamen kapı açacak.

Martin ekliyor:

‘TradFi tarafındaki oyuncular, bazı piyasa segmentlerinde dışarıda kalıyor ve bu da fırsatları kaçırmalarına yol açıyor. Bir portföy yöneticisi olarak istediğiniz şey, her fırsata dilediğiniz an erişebilmek’ dedi.

Netlik sağlanana kadar bu ayrışma sürüyor. Kripto yerli katılımcılar DeFi alanında aktifliğini korurken geleneksel kurumlar hâlâ kenarda bekliyor ve iki taraf da masadaki potansiyel kazançları kaçırıyor.

Gözden Kaçan Değişim: Zincir Üstü Varlık Yöneticileri

Hangi altyapı geliştirmesinin hak ettiği ilgiyi göremediği sorulunca Martin, sermaye verimliliği tartışmasının ötesine geçerek az konuşulan bir konuya odaklanıyor: Tamamen zincir üstü varlık yöneticilerinin ortaya çıkışı.

Gerçek Dünya Varlığı (RWA) anlatısı zaten geniş şekilde ele alınıyor. BlackRock ve Fidelity’nin tokenize para piyasası fon’ları, bu konsepti geleneksel finansın merkezine taşıdı. Apollo’nun tokenize kredi fon’u konsepti alternatiflere de uzattı. Fakat Martin’e göre asıl önemli olan, bu temellerin bundan sonra neleri mümkün kılması: Doğrudan izinli DeFi ortamlarında faaliyet gösteren, KYC ile erişim sağlayan ve kurumsal uyumluluğu sağlarken merkeziyetsiz altyapıdan elde edilen verimlilikten faydalanan yeni nesil varlık yöneticileri.

Bunlar, sadece sahip oldukları portföyü tokenize eden geleneksel fon’lardan ibaret değil. Tamamen farklı bir işleyişi simgeliyorlar: Portföy yönetiminin idari katmanları kısalıyor ve zincir üstü ile zincir dışı altyapı arasındaki sınırlar, teoride değil, pratikte de silikleşmeye başlıyor.

Martin, ‘Bence bu, kilit bir kullanım alanına bambaşka bir çözüme işaret eden en havalı gelişmelerden biri’ dedi.

Önümüzdeki Yıl Nasıl Görünüyor?

Kurumsal dijital varlık piyasasının nereye gittiğini tek bir cümle ile özetlemesi istenince Martin, yanıtını net veriyor.

‘Sermaye verimliliği dünyayı yönetir.’

Martin’e göre, sermayenin farklı varlık sınıfları arasında friksiyonsuz hareket etmesini sağlayan ve portföy yöneticilerinin ihtiyaçlarıyla mevcut altyapı arasındaki boşluğu kapatan kurumlar ile karşı taraflar, piyasada bir sonraki dönemi şekillendirecek.

Bu boşluk ister geleneksel finansal aracılar ister blockchain yerli platform’lar ya da ikisinin birleşimiyle kapatılsın, kurumsal sermayenin doğal hızında işlem yapabilmesi kripto varlıklar gibi hızlı hareket eden bir pazarda kritik öneme sahip olacak.

ETF isteyen DeFi geliştiricisi artık bir tuhaflık değil. O, bir öncü gösterge. Onun ihtiyaçlarını karşılayacak pazar ise henüz tam anlamıyla yok.

Editörün Notu: BeInCrypto, bu söyleşinin gerçekleştiği Liquidity Summit 2026’nın resmi medya partner’i. Etkinlikten önde gelen isimlerle yaptığımız yeni röportajlar için bizi takipte kalın.

Feragatname

Sorumluluk Reddi: Trust Project yönergelerine uygun olarak BeInCrypto, haberlerde tarafsız ve şeffaf raporları garanti eder. Bu haber makalesi doğru ve güncel bilgi vermeyi amaçlamaktadır. Ancak, okuyucuların bu içeriğe dayalı herhangi bir karar vermeden önce tüm bilgileri bağımsız olarak doğrulamaları ve bir profesyonele danışmaları tavsiye edilir.

Sponsorlu
Sponsorlu