Japonya’nın 10 yıllık devlet tahvili getirisi %2,32’ye kadar yükseldi. Böylece 1999’dan bu yana en yüksek seviyeye çok yaklaşırken 2008 finans krizindeki zirveyi de 30 baz puan aştı. Beş yıllık tahvil getirisi ise %1,72’ye tırmandı ve rekor seviyeye sadece bir baz puan uzaklıkta. Bu hareketin arka planında İran’daki savaş devam ederken Brent petrolün varil fiyatı 113 doların üstünde işlem görüyor, ABD Hazine tahvil piyasaları ise son haftalarda sürekli baskı altında.
Buradaki kriz yalnızca getiri oranı değil : asıl kriz tüm sistemin bu oranın asla görülmeyeceği inancıyla inşa edilmiş olması. Bu beklenti yıkılınca taşlar yerinden oynadı.
Sıfır İçin Tasarlanmış Bir Sistem
Japonya finansal mimarisi, yıllardır sıfıra yakın faiz oranlarının süreceği varsayımıyla kurulmuştu. 1990’lardaki varlık balonu patladıktan sonra Japonya Merkez Bankası (BOJ), deflasyonla mücadele ve büyüme için faizleri yirmi yıldan uzun süre sıfıra yakın tuttu.
Sigorta şirketleri, emeklilik fonları ve banka portföyleri de bu durum hiç değişmeyecek diye pozisyon aldı. Fakat faizler yükselince, düşük faizli eski tahvillerin piyasa değeri hızla eridi ve zararlar şimdiden gözle görülüyor. Japonya’nın en büyük dört hayat sigortacısı, yerel JGB portföylerinde 60 milyar doların üzerinde gerçekleşmemiş zarar açıkladı. Bu rakam, geçen yılın tam dört katı.
Piyasa analisti Ganesh Kompella şöyle belirtti: ‘Asıl kriz oranın kendisi değil. Bu orana göre yeniden fiyatlanacak her şeyde yaşanacak değişim en büyük sorun’ dedi.
Japonya Merkez Bankası geçen hafta faizleri sabit bıraktı ancak daha şahin bir tutum sinyali verdi. Başkan Ueda, enflasyon kalıcı olduğu sürece büyüme yavaşlasa bile faiz artışının masada olduğunu söyledi. Piyasa, nisan ayında bir hamle olasılığını %60 olarak fiyatlıyor. Goldman Sachs Japonya ise BOJ’un temmuza kadar bekleyeceğini tahmin ediyor.
Bu yapısal baskı aslında savaştan önce başlamıştı. Takaichi’nin mali genişleme planları ocak ayında tahvil piyasalarını tedirgin etmiş, 40 yıllık tahvil getirilerinde tek seansta %4’ün üstüne sıçrama yaşanmıştı. İran’daki savaş ise tabloya yeni bir boyut ekledi: Japonya’nın kolay tolere edemeyeceği bir enerji enflasyonu şoku ortaya çıktı.
Ucuz Yen’e Dayalı Küresel Carry Trade
Japonya petrolünün %90’ından fazlasını Orta Doğu’dan ithal ediyor. Hürmüz Boğazı’ndan geçen sevkiyatlar savaş öncesinin %10’unun bile altına geriledi. Bu enerji bağımlılığı, doğrudan ithal enflasyona yol açıyor. BOJ, ekonomi zayıflarken bile faizleri artırmaya zorlanıyor : adeta tam anlamıyla bir stagflasyon tuzağı.
Bu sürecin örneği geçtiğimiz yıl yaşandı. BOJ, ağustos 2024’te faiz artırınca carry trade’lerin hızlı çözülmesi kripto para piyasasından 600 milyar dolar silinmesine yol açtı. Bitcoin 49.000 dolara gerilerken, birkaç gün içinde 1,14 milyar dolarlık tasfiye yaşandı.
Diğer taraftan, USDJPY kuru 160’a yaklaşarak 2024’te Maliye Bakanlığı’nın defalarca müdahale ettiği seviyeye dayandı. Japon yetkililer pazartesi günü ‘kur hareketlerine müdahale etmeye tamamen hazır olduklarını’ açıkladı. TD Securities tahminlerine göre ortak ABD-Japonya müdahalesi, kurda beş-altı büyük kademe geri çekiliş yaratabilir.
Riskli Varlık’lar Yalıtılmış Kalamaz
Bir piyasa gözlemcisinin dediği gibi: ‘Japonya küresel likiditenin çıpasıydı. Orada getiriler yükselirse, sermaye maliyeti her yerde artar. Bu sadece yerel bir mesele değil, sistemik bir risk’ dedi.
Japon yatırımcıların elinde yaklaşık 1,2 trilyon dolar tutarında ABD Hazine tahvili bulunduğu tahmin ediliyor: Herhangi bir ülkenin sahip olduğu en büyük pozisyon. Yurt içi tahvil getirileri artınca, yabancı tahvillere olan ek talep azalıyor ve bu da küresel faizleri yukarı itiyor.
Morgan Stanley’ye göre, hâlâ 500 milyar dolar civarında yen carry trade pozisyonu risk altında. Bu işlemler çözülürse, ucuz yenle fonlanan varlıklarda — pay senetleri, gelişen ülke tahvilleri ve kripto paralarda — zorunlu satışlar tetiklenebilir. Bitcoin’in 30 günlük vadeli işlemler primi 2025 başında %15’in üstündeydi, şu anda %5 civarına düştü. Bu, carry trade’lerin çözülmekte olduğunun açık bir işareti. Eğer yen carry trade’lerde çıkış hızlanırsa hisse, tahvil ve kripto tarafında zorunlu satış baskısı artacak. Buna karşı hazır bir politika desteği de yok, sürecin ne zaman biteceği ise kestirilemiyor.