Japonya Merkez Bankası, faiz oranlarını son 30 yılın en yüksek seviyesine çıkardı, ancak yen rekor düşük seviyelere geriledi. Sonuç, Japonya’nın hedeflediğinin tam tersi oldu.
Hükümetin şimdi döviz piyasasına müdahaleyi sinyal etmesiyle belirsizlik daha da artıyor.
Yen Düşerken Japonya “Uygun Adım” Uyarısı Yaptı
Pazartesi günü Atsushi Mimura, Japonya’nın uluslararası ilişkilerden sorumlu maliye bakan yardımcısı ve ülkenin en üst düzey döviz diploması yetkilisi, son döviz hareketlerinin ‘tek yönlü ve sert’ olduğunu belirtti. Mimura, kur dalgalanmalarının aşırıya kaçması durumunda yetkililerin ‘uygun adımlar atmaya hazır’ olduğunu söyledi. Bu açıklamalar döviz müdahalesinin masada olduğu anlamına geliyor. Maliye Bakanı Satsuki Katayama da geçtiğimiz hafta benzer şekilde Tokyo’nun aşırı ve spekülatif kur hareketlerine karşılık vereceğini dile getirmişti.
SponsoredUyarılar, yen’in tarihi dip seviyelere indiği bir dönemde geldi. Pazartesi günü dolar, 157,67 yen seviyesine çıktı. Avro 184,90 yen’e, İsviçre frangı ise 198,08 yen’e ulaştı—her ikisi de Japon para biriminde rekor düşük seviyeler anlamına geliyor. Piyasa katılımcıları, doların 160 yen’e yaklaşması halinde Japon otoritelerin müdahale etmesinin muhtemel olduğunu düşünüyor. Geçtiğimiz yaz, Japonya Merkez Bankası (BOJ) benzer seviyelerde yaklaşık 100 milyar dolar satarak para birimine destek olmuştu.
Faiz Artışına Rağmen Yen Neden Değer Kaybediyor?
Normalde, faiz artırımı bir para birimini güçlendirir. Daha yüksek faizler, daha iyi getiri arayan yabancı sermayeyi çeker. 19 Aralık’ta BOJ, politika faizini 0,25 puan artırarak yüzde 0,75’e çıkardı ve bu seviye 1995’ten bu yana en yüksek oran oldu.
Ancak yen tam tersi yönünde hareket etti. Bunun nedeni birkaç temel faktöre dayanıyor.
İlk olarak, faiz artışı çoktan fiyatlanmıştı. Gecelik endeks swap piyasasında bu hamlenin olasılığı toplantı öncesinde neredeyse %100 olarak görülüyordu. Bu durum, klasik bir ‘dedikoduyu al, haberi sat’ tepkisini tetikledi. Faiz artışı beklentisiyle yen alan yatırımcılar, karar sonrası kar alımlarıyla satışa geçti ve bu baskı yen’in aşağıya hareketini hızlandırdı.
İkinci olarak, Japonya’da reel faizler hâlâ ciddi şekilde negatif. Nominal faiz %0,75’e yükselse de, enflasyon %2,9 seviyesinde. Yani reel faiz (nominalden enflasyonun çıkarılmasıyla bulunan oran) yaklaşık -%2,15 seviyesinde kalıyor. Buna karşılık ABD’de faiz %4,14, enflasyon %2,7 ve reel faiz +%1,44 civarında. Japonya ile ABD arasındaki reel faiz farkı 3,5 puanı aşıyor.
İşte bu büyük fark, yen carry trade’ini yeniden canlandırdı. Carry trade’de yatırımcılar, düşük faizli ülkeden borçlanıp yüksek getiri sunan bir başka ülkeye yatırım yapar. Yatırımcılar, ucuz yen’le borçlanıp dolar varlıklara yatırım yaparak aradaki getiriden kazanç sağlıyor. Reel faiz farkları hâlâ dolar lehine belirgin şekilde yüksek olduğundan, yatırımcılar tekrar yen satıp dolar almaya başladı.
Üçüncü olarak, BOJ Başkanı Kazuo Ueda’nın basın toplantısı piyasaları hayal kırıklığına uğrattı. 19 Aralık’ta konuşan Ueda, gelecekteki faiz artışlarının zamanlaması konusunda net bir yönlendirme yapmadı. ‘İleriye dönük faiz artışları için belirlenmiş bir yol bulunmuyor’ diyen Ueda, nötr faiz oranına ilişkin tahminlerin de ‘son derece belirsiz’ olduğunu kabul etti. Kararın 30 yılın en yüksek seviyesine işaret etmesinin de ‘özel bir anlamı olmadığına’ dikkat çekti. Piyasalar bunu, BOJ’un aceleci bir sıkılaştırma planı olmadığı sinyali olarak okudu ve yen satışı hızlandı.
Sponsored SponsoredJaponya’nın Yapısal Çıkmazı
Brookings Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Robin Brooks, daha temel bir soruna dikkat çekiyor. Brooks, ‘Japonya’nın uzun vadeli faiz oranları, kamusal borcun büyüklüğü dikkate alındığında çok düşük’ dedi. ‘Bu durum devam ettiği sürece yen’in değer kaybı döngüsü sürecek’ diye belirtti.
Japonya’nın kamu borcu GSYH’nin %240’ına dayanmış durumda, ancak 30 yıllık tahvil faizi Almanya’yla neredeyse eşit—oysa Almanya’nın borç seviyesi çok daha düşük. Bu durum oldukça sıra dışı. BOJ uzun süredir büyük miktarlarda devlet tahvili alarak faizleri baskılıyor.
Brooks şöyle açıkladı: ‘Bu alımlar olmasaydı Japonya’nın uzun vadeli faizleri çok daha yüksek olurdu ve bu da ülkeyi bir borç krizine sürüklerdi. Ne yazık ki Japonya’nın bu kadar büyük bir borç yükü varken, tercih ya borç krizi ya da para biriminde erime.’ dedi.
Brooks ayrıca reel efektif kura bakıldığında yen’in artık dünyanın en zayıf para birimleri arasında Türk lirası ile yarıştığını vurguladı.
Bu baskılara ek olarak, Başbakan Sanae Takaichi ekimde göreve geldiğinden beri agresif bir mali genişleme izliyor. Bu, Japonya’nın COVID-19 pandemisinden bu yana gördüğü en büyük teşvik paketi. Halihazırda GSYH’nin %240’ına ulaşan kamu borcuyla, piyasalar genişleyici maliye politikalarının BOJ’un para birimini istikrara kavuşturma çabalarını baltalayabileceğinden endişe ediyor.
SponsoredKripto Para Piyasasında Kısa Vadeli Rahatlama ve Artan Belirsizlik
Faiz artışına rağmen yen zayıflamaya devam edince, küresel varlık piyasalarında şimdilik bir oh çekildi.
Teoride, faiz artışı parayı güçlendirir ve carry trade’in çözülmesine yol açar. Yatırımcılar yen borçlarını hızla kapatmak için küresel varlık satar, bu da kripto para ve hisse senedi gibi riskli varlık fiyatlarını baskılar ve piyasadan likiditeyi çeker.
Fakat pratikte işler bambaşka gelişiyor. Yen zayıflığı sürdükçe, carry trade yeniden canlandı—çözülmedi.
Japon hisseleri bu rüzgardan fayda sağladı. Pazartesi günü Nikkei %1,5 yükseldi. Zayıf yen, Toyota gibi ihracatçılar için kârları şişirdi çünkü yurtdışı gelirler yene çevrildiğinde artış daha büyük oluyor. Japon banka hisseleri bu yıl başından beri %40’a yakın yükseldi, bu da piyasada yüksek faizlerin banka kârlarını artıracağı beklentisini yansıtıyor.
Güvenli liman varlıklarda da yükseliş var. Gümüş, ons başına 67,48 dolar ile rekor kırdı. Yıl başından bu yana artış %134 oldu. Altın ise ons başına 4.362 dolar ile güçlü seyrini koruyor.
Ancak bu rahatlama biraz pamuk ipliğine bağlı. Bu durum, BOJ’un net politikadan yoksun kalmasının yarattığı ‘belirsiz bir sükunet’. Eğer Japon yetkililer döviz piyasasına müdahale ederse veya BOJ beklentilerden hızlı bir faiz artırımı yaparsa, yen sert şekilde değer kazanabilir. Böyle bir durumda carry trade aniden çözülürse küresel varlıklarda da hızlı düşüşler yaşanabilir.
Sponsored SponsoredBunun örneği de çok uzak değil. Ağustos 2024’te BOJ, önceden açıkça sinyal vermeden faizleri yükseltince Nikkei bir günde %12 düştü; Bitcoin de yanında geriledi. Geçmişteki son üç BOJ faiz artışının ardından Bitcoin’de %20 ile %31 arasında düşüşler görüldü.
Outlook: 160 Yen Sınır Noktası
Kısa vadede piyasa beklentisi dolar-yen paritesinin yılı 155 yen civarında kapatacağı yönünde. Noel döneminde işlem hacminin düşük olması volatiliteyi sınırlıyor.
Ancak parite 158 yen seviyesinin üzerine çıkarsa, bu yılki 158,88 yen zirvesi ve ardından geçen yılın tepe noktası olan 161,96 yen test edilebilir. Kur 160 yen’e yaklaştıkça Japonya’nın müdahale olasılığı hızla artıyor.
Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) bir sonraki faiz artırımı için tahminler bölünmüş durumda. ING, adımın Ekim 2026’da atılmasını beklerken Bank of America haziranı daha olası görüyor: Hatta yen hızla değer kaybederse nisan ihtimalini bile göz ardı etmiyor. BofA analistleri terminal faiz oranının 2027 sonuna kadar yüzde 1,5’e çıkacağını öngörüyor.
Yine de bazı analistler bu tahminlerin yeterli olmayabileceği konusunda uyarıyor. ABD faiz oranları hâlâ yüzde 3,5’in üzerinde ve BOJ sadece yüzde 0,75 seviyesinde: Faiz makası yen’in anlamlı toparlanması için hâlâ çok geniş kalıyor. Yen’deki düşüşü durdurmak için BOJ’un faizleri en az yüzde 1,25-1,5 bandına çekmesi ve buna ek olarak Fed’in daha fazla faiz indirimi yapması gerekebilir ki, bu senaryonun yakın vadede gerçekleşmesi pek olası görünmüyor.
Japonya şu anda para birimini itibarsızlaştırmak ile borç krizi riski arasında ince bir ipte yürüyor. Brooks şu sözlerle uyardı: ‘Bütçe disiplinine yönelik siyasi uzlaşı henüz oluşmuş değil. O noktaya gelinmeden önce yen’deki değer kaybı daha da kötüleşecek’ dedi.
Gelecek aylarda küresel piyasaların Japonya kaynaklı volatiliteye karşı tetikte kalması gerekecek.