Caxton Associates, amiral gemisi olan 9 milyar dolarlık makro fonunda, İran gerilimi nedeniyle petrol, tahvil ve emtia piyasalarında yaşanan sert dalgalanmanın ardından Mart ayında 1,3 milyar dolardan fazla zarar görüyor.
Londra merkezli şirketin CEO’su Andrew Law liderliğinde yönetilen bu fon, Körfez krizine yönelik yanlış pozisyon alan en az on büyük hedge fonundan biri olarak öne çıkıyor. Yaşanan zarar, tek bir jeopolitik şokun geleneksel finans (TradFi) üzerinden kripto dahil tüm varlık sınıflarında risk iştahını nasıl şekillendirdiğine dair çarpıcı bir örnek sunuyor.
Caxton Başrolde: Zararda Sınır Yok
Caxton’ın kayıpları Mart ayının ilk haftasında, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin bozulması ve Brent petrolünün varil başına 100 dolar sınırını aşmasıyla 600 milyon dolar zarar yazarak başlıyor.
Financial Times’ın verilerine göre, 20 Mart itibarıyla zarar 1,3 milyar doları aşıyor ve amiral gemisi fon, ay sonunda %15 geriye düşüyor.
Şirket, 2026’ya girerken düşen İngiltere devlet tahvili faizleri ve yükselen emtia fiyatları (özellikle altın ve bakır) bekleyerek pozisyon almıştı.
Ancak her iki işlem de aleyhte gelişiyor. Savaşın patlak vermesiyle birlikte altın değer kaybederken bakır Mart ayında %7,6 gerileyerek enerji kaynaklı zararı artırıyor.
Benzer şekilde zararda yalnız değil. Aynı dönemde en az dokuz büyük fon daha ciddi kayıplar yaşıyor.
Diego Megia’nın yönettiği 7,6 milyar dolarlık Taula Capital, sadece ilk haftada yaklaşık %4,7 değer kaybediyor. Bloomberg bunu doğruluyor.
Brevan Howard’ın Master ve Alpha Strategies fonları ise mart ortasına kadar sırasıyla %2,4 ve %1,7 düşüş gösteriyor.
PIMCO’nun Commodity Alpha Fund’ı ise, Mart ayında yaklaşık %17 ile en sert kayıpları görerek yıl başından bu yana zararı %26’ya taşıyor.
Çoklu stratejili platformlardan Millennium Management bir haftada yaklaşık 1,5 milyar dolar kaybediyor. Citadel ise sabit getirili ve makro trading kitaplarında yaklaşık 1 milyar dolar zarar açıklıyor.
Balyasny Asset Management %3,5 düşüşle zarar ederken, ExodusPoint 2026 yılı içerisindeki tüm kazançlarını kaybediyor. Point72 %1,1 gerilerken, Marshall Wace’in Eureka fonu %3,7’lik bir kayıpla öne çıkıyor.
Dikkat Çeken Bir İstisna Vardı
Bridgewater Associates’in Pure Alpha fonu, aynı dönemde %1’den az kayıpla dikkat çekici bir istisna oluşturuyor. Şirket, tahvilden hisseye, para biriminden emtiaya dünya genelinde eş zamanlı 30 ila 40 pozisyon alarak kurallara dayalı sistematik bir strateji uyguluyor.
Bu çeşitlendirilmiş yaklaşım, Caxton ve Brevan Howard gibi fonların yandığı makroya dayalı inisiyatifli işlemlerle sert bir tezat yaratıyor.
Bridgewater, son yıllarda yönetilen varlık miktarını bilerek azaltıp, işlem esnekliğini artırmaya çalışıyor. Bu strateji, fonun kalabalık pozisyonlara gereğinden fazla maruz kalmasını da sınırlamış olabilir.
Pure Alpha, 2025 yılında %33 kazançla son elli yılın en güçlü performanslarından birini elde ediyor. Ortak baş yatırım sorumlusu Greg Jensen, ocak ayında yaptığı açıklamada 2026’nın ‘faiz oranları için tehlikeli bir yıl olacağı’ uyarısında bulunarak şirketin krize temkinli bir makro bakış açısıyla girdiğine işaret ediyor.
Kripto Para İçin Ne Anlama Geliyor?
TradFi makro devleri milyarlarca dolarlık kayıpları göğüslerken, Bitcoin (BTC) dikkat çekici bir direnç sergiliyor. BTC, 28 Şubat’taki gerilimin tırmanmasından mart ortasına kadar yaklaşık %7 değer kazanarak aynı dönemde S&P 500, Nasdaq 100, altın ve gümüşten daha iyi performans gösteriyor.
Petrol ve BTC arasındaki ilişki anlık olarak piyasalara da yansıyor. 24 Mart’ta olası bir aylık ateşkes iddiası gündeme düşünce Brent petrol bir anda %4’ten fazla düşerken, BTC yeniden 70.000 dolar seviyesinin üzerine çıkıyor.
Tersi durum da fazlasıyla geçerli. İran’ın 19 Mart’ta Katar’daki Ras Laffan gaz tesisine saldırmasının ardından, enflasyon beklentileri fırlarken BTC kısa süreliğine 69.000 dolar altını test ediyor.
Anchorage Digital araştırma direktörü David Lawant ‘Riskli varlıklar için iki kat darbe görüyoruz. Kripto para piyasası da bu makro rüzgarlardan tamamen muaf değil’ dedi.
Kurumların akışları ise daha olumlu bir tabloya işaret ediyor. ABD spot Bitcoin ETF’leri mart ayında yaklaşık 700 milyon dolar net girişle, üst üste beş haftadır devam eden 3,8 milyar dolarlık çıkış serisini sonlandırıyor.
3 mart günü tek başına, ETF’ler yılın en güçlü girişlerinden birini yaşadı ve tam 458 milyon dolar çekti. BlackRock’ın iShares Bitcoin Trust (IBIT) sürekli şekilde alım tarafında başı çekti.
Son 30 günde Bitcoin ETF’leri net pozitif giriş kaydederken altın ETF’lerinden tarihin en büyük çıkışları görüldü. Eğer bu yönelim kalıcı olursa, jeopolitik stres dönemlerinde kurumsal sermayenin dijital varlıklara bakışında köklü bir değişikliğe işaret ediyor.
Ancak yatırımcı hissiyatı hala kırılgan. BTC fonlama oranları mart başından bu yana negatif seyrediyor ve kripto korku & açgözlülük endeksi sürekli olarak aşırı korku sinyali veriyor.
ABD Merkez Bankası (Fed) 18 mart’ta faizleri sabit tuttu ancak 2026 enflasyon tahminini %2,7’ye yükseltti. Bu gelişme, ETF’lerde bir günde 129 milyon dolarlık çıkışı tetikledi.
Körfez krizi, “dijital altın” anlatısına adeta canlı bir stres testi sundu. Bitcoin ani şok anında geleneksel bir güvenli liman gibi davranmadı. Onun yerine, petrol haberleri ve faiz beklentilerine paralel yüksek volatiliteyle riskli bir varlık gibi işlem gördü.
Buna rağmen Bitcoin’in geleneksel (TradFi) makro fonlarına kıyasla görece dayanıklılığı, klasik ve dijital stratejileri bir arada kullanan yatırımcılar için farklı bir soru işareti doğurdu.
Ateşkes görüşmelerinin devam ettiği ve Brent petrol fiyatının 120 dolar seviyesinden 100 dolara gerilediği şu günlerde, hem geleneksel piyasalar hem de kripto için sonraki katalizör, gerilimin düşüp düşmeyeceğine ya da çatışmanın tırmanıp tırmanmayacağına bağlı olacak gibi görünüyor.