Güney Kore’den bir hafta içinde gelen üç kritik düzenleme adımı, sektör katılımcıları arasında regülatörlerin geri adım attığına dair bir algının güçlenmesine yol açtı. Üstelik ülkenin tarihi öneme sahip Dijital Varlık Temel Kanunu, yasalaşmaya doğru ilerlemeye devam ediyor.
Bu üç hamlenin hiçbiri tek başına yasak niteliği taşımıyor. Ancak birlikte ele alındığında, piyasada bir anlayış değişikliğini temsil ettiğine dair yorumlar yapılıyor.
Savcılar Ele Geçirilen Bitcoin’i Satıyor, Tutmuyor
Gwangju Bölge Savcılığı, 10 Mart’ta yaptığı açıklamada bir oltalama vakası sonrası ele geçirilen 320,88 Bitcoin’i — yaklaşık 31,59 milyar Kore wonu (21,6 milyon dolar) değerinde — satarak gelirlerini devlet kasasına aktardığını duyurdu.
Bitcoin’ler aslında 2018-2021 yılları arasında Tayland’da yasa dışı çevrim içi kumar işleten bir anne-kızdan alınmıştı. Yüksek Mahkeme el koyma kararını kesinleştirince savcılar işlemleri başlattı. Ancak tüm bakiyenin kaybolduğu ortaya çıktı: Kendi cüzdanları hacklendi. Personel, ağustos 2025’te yapılan devir-teslim sırasında yanlışlıkla oltalama sitesine erişim sağladı. Fonlar ocak ayında iade edildi. Görünen o ki, savcılar yerli ve yabancı kripto para borsalarında eş zamanlı dondurma işlemleriyle geri alımı koordine etmişler.
Piyasaya etkisini en aza indirmek için, savcılık coin’leri 24 şubat ile 6 mart arasında 11 gün boyunca parça parça sattı.
Bu satışın kendisi sürpriz değil — el konulan varlıklar genelde paraya çevriliyor. Dikkat çeken asıl unsur, başta ABD olmak üzere giderek artan sayıda ülkenin ele geçirilen Bitcoin’leri uzun vadeli devlet varlığı olarak saklama eğilimini benimsemesine karşın Kore’nin farklı bir yol seçmesi oldu. Kore, ele geçirdiği coin’leri ilk fırsatta nakde çevirmeyi tercih etti.
Bu tercih bir politika açıklaması değil. Fakat dikkat çeken bir veri noktası olarak görüldü.
Stablecoin’ler Kurumsal Yatırım Rehberlerinden Çıkarıldı
Kore Finansal Hizmetler Komisyonu (FSC) ilk kez halka açık şirketlere dijital varlıklara yatırım izni veren yönergeleri nihai hale getirmeye hazırlanıyor. Bu adım, piyasada büyük bir açılıma işaret ediyor. Fakat başta Tether (USDT) ve USD Coin (USDC) olmak üzere stablecoin’lerin yatırım evreninin dışında tutulması bekleniyor. Bir yerel medya kaynağı bunu 10 Mart’ta duyurdu.
Bu yaklaşımın asıl nedeni tamamen karşıtlık değil, hukuki tutarsızlık. Kore’nin Döviz İşlemleri Kanunu’na göre stablecoin’ler dış ödeme aracı olarak tanınmıyor. Şirketlerin onları yatırım amaçlı tutmasına izin verilirse, bu durum ticaret ödemelerinde stablecoin kullanımını dolaylı yoldan onaylamak anlamına gelebilir. Regülatörler henüz böyle bir işlevi yasalaştırmaya hazır değil. Stablecoin’lerin ödeme aracı olarak tanınmasına ilişkin yasal değişiklik ekim 2025’te Ulusal Meclis’e sunuldu fakat süreç hâlâ devam ediyor.
Bazı borsada işlem gören ihracatçı firmalar USDC’nin dahil edilmesi için lobi yaptı. Çünkü uluslararası işlemlerde anlık döviz kuru riski yönetimi açısından pratik faydaları var. Şirketler, en azından şimdilik stablecoin kullanımını yurtdışındaki platform’lar ve kişisel cüzdan’lar üzerinden sürdürmeye devam edecek.
Bu dışlamanın geçici olması muhtemel. Döviz İşlemleri Kanunu’nda yapılacak değişikliğe bağlı olarak yapısal bir kural hâline gelmeyebilir. Fakat düzenleyici netliği bekleyen şirketler için bugün itibarıyla yanıt: Hayır.
Kripto Para Borsası Sahiplik Sınırları: Rakamlar Hâlâ Değişiyor
En hararetli tartışma ise kripto para borsası’nda büyük ortaklık oranlarına getirilen üst sınır önerisinde yaşanıyor. Bu madde, Dijital Varlık Temel Kanunu’na dahil edilmek isteniyor.
Kore Demokratik Partisi’nin dijital varlık çalışma grubu ile FSC’nin, %34’lük bir üst sınır üzerinde uzlaştığı bildiriliyor. Önceki dönemde %15-20 arasındaki daha sert oranların konuşulduğu belirtilmişti. Söz konusu oran, Ticaret Hukuku’ndaki %33,4’lük engelleyici azınlık sınırını esas alıyor. Sınır hem mevcut hem de yeni borsalar için geçerli olacak. Kripto para borsası’nın büyüklüğüne göre üç ya da altı yıllık geçiş süresi de tartışılıyor.
Ancak bu teklif birçok kesimden eleştiri alıyor.
9 Mart’ta Ulusal Meclis’te düzenlenen bir seminerde muhalefet milletvekilleri, bu tür bir sınırlamanın ABD veya Avrupa’da örneği olmadığını savundu. Ulusal Meclis Araştırma Servisi ise olası anayasa ihlallerine dikkat çekti. Özellikle mülkiyet haklarının korunması ve geriye dönük kanun yasağının çiğnenebileceği vurgulandı. Akademik eleştirmenler ise farklı bir endişeye parmak bastı: “seyirci etkisi.” Aşırı ortaklık parçalanmasının kriz anlarında kripto para borsası’nda karar alıcı otoritenin kalmamasına yol açabileceği belirtildi.
Bu sınırın en yakın pratik testi ise Upbit’in sahibi Dunamu ve Naver Financial ile devam eden birleşme anlaşması kapsamında görülecek. Birleşmeden sonra, kurucu Song Chi-hyung’un payı %19,5’te, Naver’ın payı ise %17’de kalacak. Regülatörlerin bu iki payı ayrı ayrı — “sahiplik payı” ve “ortaklık payı” olarak — değerlendirmeyi düşündüğü öne sürülüyor. Böylece anlaşmanın tamamen engellenmesi yerine, bazı değişikliklerle ilerlemesi sağlanabilir.
Son koşullar henüz netleşmedi. Parti-hükümet istişaresi mart ayını hedefliyordu. Fakat ABD-İran gerginliği gibi jeopolitik gelişmeler nedeniyle takvim nisan ayına sarkabilir.
Desenin İma Ettikleri: Neleri Göstermiyor?
Bu üç hamlenin her birinin kendi içinde makul ve savunulabilir nedeni var. El konulan varlıklar genellikle paraya çevriliyor. Stablecoin dışlanması hukuki boşluğa dayanıyor; bir yasak değil. Kripto para borsası ortaklık sınırı ise, geçmişteki kripto para borsası iflaslarından sonra yatırımcı koruma amacıyla sunuluyor.
Ancak piyasa, düzenleyici kararları her zaman tekil hamleler olarak okumaz. Biriken sinyal: Bitcoin satılıyor, stablecoin’ler şirket portföylerinin dışında tutuluyor, borsaların sahipliği sınırlandırılıyor. Tüm bu adımlar; tek başına atılsaydı bu etkiyi yaratmayabilirdi ama birleşince güçlü bir “dur biraz” mesajı veriyor.
Dijital Varlık Temel Kanunu, “Kore kripto paraya nasıl bakıyor?” sorusuna yanıt olması için hazırlanmıştı. Fakat ayrıntılara indiğimizde, işler tam tersi ilerliyor.