Geri dön

DeFi’nin Olgunlaşması: 2020 ve 2025 Karşılaştırması

author avatar

Tarafından yazıldı
Matej Prša

editor avatar

Tarafından güncellendi
Shilpa Lama

22 Ocak 2026 12:58 TRT

Gözlerinizi kapatıp 2020’nin hayaletini çağırdığınızda, dijitalin ozon ve barut kokusunu hissedersiniz. O yıllar tam anlamıyla “DeFi Yazı”ydı: Finansal devrimden çok, ateşli bir rüyanın içinde oynanan, yüksek riskli bir atari oyununu andırıyordu.

Hepimiz birer simyacıydık; Yam, Sushi, Pickle gibi “food token’lar”ı altına çevirmeye çalışıyorduk. Hava, %1.000 APY vaatleriyle, hiç uyumayan Discord kanallarıyla ve bir rug pull’un yalnızca bir akıllı kontrata dokunuş mesafesinde olmasıyla yüklüydü. Gerçek anlamıyla Vahşi Batı’ydı: Kuralsız bir sınır, tek kural hız, tek ölçüt ise Total Value Locked (TVL)’in meteorik yükselişiydi.

Takvim 2025’e geldiğinde manzara bambaşka: Sis dağıldı, eski salonlar yerini cam kulelere bıraktı, simyacıların yanına mimarlar eklendi. DeFi’ın son beş yıllık hikayesi sadece “ana akımlaşma” değil; temelde, atom seviyesinde DeFi’ın ne olduğuna dair bir dönüşümün hikayesi.

Bu dönüşümü ve aradaki devasa mesafeyi gözler önüne sermemize katkı sağlayan değerli konuklarımıza teşekkür ediyoruz: Vivien Lin (BingX Labs Ürün Direktörü), Griffin Ardern (BloFin Araştırma ve Opsiyon Masası Başkanı) ve Fernando Lillo Aranda (Zoomex Pazarlama Direktörü). Verdikleri içgörüler, geçmişin spekülatif çılgınlığı ile bugünün sofistike netliği arasındaki uçurumu haritalamamızı sağladı. Birlikte, DeFi’ın temelindeki moleküler değişimi masaya yatırıyoruz.

Gerçekliğin Demir Atan Noktası

2020’deki o “Vahşi Batı” DeFi dünyasında, sistem kapalı devreydi. Kendi içinde dönen ve bir volatil varlığı daha da volatil bir varlık için teminat gösterdiğimiz kaotik bir balondu sanki. Adeta kendi hype’ı ile yaşayan, onunla yok olan bir mekanizma… Fakat 2025’teyiz artık; o döngü kırıldı, “gerçek dünya” DeFi’ın içine akmaya başladı.

Sponsored
Sponsored

Vivien Lin, BingX Labs Ürün Direktörü, DeFi’ın spekülatiften temele nasıl kaydığına dikkat çekiyor. Beş yıl önceki kaosla bugünü sorduğumuzda, varlık tabanının çok daha sağlamlaştığını vurguluyor.

Lin ‘En büyük değişim, bir zamanlar tamamen spekülatif olan ortamın, gerçek dünya varlıkları ve stablecoin’lerle entegre olması’ diyerek gözlemini paylaşıyor.

“DeFi, yüksek getirili deneylerden, artık hazineler, stablecoin’ler ve kurumsal seviye enstrümanları içeren çeşitli bir varlık ekosistemine dönüştü. Bu da daha dengeli ve işlevsel finansal bir manzara oluşturmaya başladı.”

Bu tablo, “DeFi Yazı”nın artık bir “DeFi Sonbaharı”na dönüştüğüne işaret ediyor: Hasadın ve istikrarın zamanı… 2020’de hayaletlerin peşinden koşuyorduk, 2025’te ise küresel ekonominin temel taşlarını trade ediyoruz. Geçmişin yüksek getirileri çoğu zaman yenilerin sırtındaki bir vergi gibiydi; bugün ise getiriler, devlet tahvilleri ve emlak gibi reel üretkenlikten kaynaklanıyor.

Yeni Ölçüt: Nicelik Yerine Nitelik

Beş yıl öncesi, yani kripto zamanıyla “eski çağlar”da, en çok TVL’yi kafaya takardık. Tek önemsediğimiz oydu; milyarlarca dolar birikince stadyum skor tabelası gibi izlerdik. Ama zamanla fark ettik ki TVL pek de doğru bir tanrı değilmiş: O değerlerin çoğu “recursive” yani aynı dolar on defa ödünç verilerek şişirilmiş bir karton evmiş adeta.

Bugün 2025 piyasasında ise sektör daha şüpheci, dolayısıyla daha sağlıklı bir veri bakış açısı kazandı. Artık ‘Ne kadar kilitli?’ sorusundan çok, ‘Gerçekte ne kadar kullanılıyor?’ diye soruluyor.

Vivien Lin, eski göstergelerimizin artık daha gerçekçi bir sinyal arayışıyla değiştiğini aktarıyor.

Lin şöyle anlatıyor: ‘Evrensel bir metrik yok, çünkü neyi değerlendirdiğinize bağlıdır’:

“Ama öne çıkan yeni metriklerden biri stablecoin TVL. Bu, gerçek talebi yansıtır ve native token mekanikleriyle şişirilemez. Bu nedenle, gerçek kullanım ve sermaye güveninin daha berrak bir göstergesidir.”

Bir stablecoin gördüğünüzde artık bir meme ya da “moonshot” görmüyorsunuz; dijital bir dolar ve altyapıya duyulan güven oyunu görüyorsunuz. 2025’te bir protokolün sağlığı, istikrarlı ve volatil olmayan sermayeyi çekebilme gücüyle ölçülüyor. Bu metriklerdeki değişim, aslında piyasanın psikolojisinin de değiştiğini gösteriyor: Kumarhane mantığından banka mantığına geçiş.

Sponsored
Sponsored

Sunucudaki Takım Elbiseliler

Yıllar boyunca cypherpunk’lar ve degen’ler, büyük bankaların DeFi’a gireceği fikrine gülerdi. ‘Bunu asla anlamazlar’ derdik. ‘Regülasyonlar izin vermez’ diye düşünürdük. Ancak bankalar, DeFi’a bir devrim için katılmadı. Klasik finansın eski altyapısı su sızdırırken çözüm aradılar ve DeFi’ın boruları çok daha hızlı, ucuz ve tıkanmazdı.

Ve elbette bankalar anonim DEX’lerin ön kapısından girmedi; kendi girişlerini inşa etti. Griffin Ardern, BloFin Araştırma ve Opsiyon Masası Başkanı, geleneksel dünyaya çok daha verimli benzeyen kurumsal bir DeFi tablosu çiziyor.

Ardern şöyle diyor:

“Bankalar gibi büyük kurumlar DeFi’da konuşlanmaya başladı bile. Ancak genelde SEC onaylı, DTCC üzerinden takas gören zincir üstü hisse senetleri gibi regülasyon dostu enstrümanlar üzerinden giriyorlar ve zincir üstünde daha sıkı KYC süreçleri uyguluyorlar.”

Bu artık 2020’nin DeFi’ı değil; bir cüzdan adresi dışında hiçbir veriyle milyonlarca dolarlık işlemlerin döndüğü karmaşa sona erdi. Artık regüle edilen, “izinli” bir DeFi alanı var. Ardern, bunun küresel ölçekte bambaşka bir piyasanın doğuşu olduğunu söylüyor.

Ardern sözlerine şöyle devam ediyor:

“Eski ‘Vahşi Batı’ tarzı DeFi’ın aksine, en son blockchain analizleri ve KYC teknolojileriyle bankalar zincir üstünde offshore bankalararası ve offshore döviz piyasasına daha çok benzeyen bir DeFi alanı yaratacak. Bu iki pazara dayalı bir dizi olgun çözüm blockchain’leştikçe daha şeffaf ve hızlı hale gelecekler.”

Bu bakış açısı çok kritik. Bankalararası piyasa, yani bankaların birbirine borç verdiği gizli dünya, küresel ekonominin motoru. Bu motorun blockchain’e taşınmasıyla bankalar, hiç sahip olmadıkları bir şeffaflığa kavuşuyor. 2008 krizinde sorun, bankaların birbirinin batık olup olmadığını bilememesiydi. 2025’in DeFi destekli bankalararası piyasasında ise borçluluk zincir üstünde milisaniyeler içinde doğrulanıyor.

Gerçek Dünya Varlığı (RWA) Cazibesi

“Takım elbiseliler”in dünyasından “kapüşonlulular”a açılan o büyük köprü nihayet kuruldu. Bunun anahtarı Gerçek Dünya Varlığı (RWA) tokenizasyonu oldu. 2020’de “dünyayı zincir üstüne koyacağız” diyorduk. 2025’te ise bunu gerçekten gerçekleştiriyoruz. İster Berlin’de paya bölünmüş bir daire olsun ister ABD Hazine bonosu: blockchain artık kendi rekor defterini tutan nihai otorite haline geldi.

Ancak Vivien Lin’e göre burada aracı ile motivasyonun karıştırılmaması gerek. Banka’lar buraya tokenizasyonu çok sevdiği için gelmedi. İlk adımı kullanıcılar attığı için buradalar.

Sponsored
Sponsored

Lin, ‘RWA tokenize etmek çok önemli bir katalizör ancak banka’ların sektöre girmesinin tek sebebi bu değil’ diye belirtiyor ve ekliyor:

Banka’lar nihayetinde sermayeyi takip eder; kullanıcılar şunu bilmeli: Dolar’larınız aslında bir oy pusulası gibi. Zincir üstü likidite büyüdükçe geleneksel kurumlar da sistemlerini yeniden tasarlamak zorunda kalıyor ve bu da DeFi’ın büyümesinin tamamen gerçek olduğunun ispatı oluyor.

Her bir bireysel yatırımcı geleneksel bir tasarruf hesabını getirisi olan bir stablecoin ile değiştirdiğinde, bir banka mevduat kaybediyor. Ayakta kalabilmek için banka’lar da artık dolar’ların zincir üzerindeki hareketini takip etmek zorunda kaldı. Büyük balığın elinin zorlanması, bazen küçük balıkların sermaye gücüyle mümkün olabiliyor. “İt ürür, kervan yürür” dedikleri tam da bu olsa gerek.

Gizlilik Paradoksu: Yeni Nesil ve Çaylaklar Arasındaki Farklar

DeFi’ın kurumsal tarafı giderek daha şeffaf ve uyumlu hale gelirken, son kullanıcı düzeyinde ise adeta başka bir savaş yaşanıyor. 2025’te regülasyonlar sıkılaşırken, piyasanın bir kısmı gölgeye çekiliyor ama “sıradan” kullanıcı hâlâ sisteme nasıl gireceğini bulmakta zorlanıyor.

Zoomex Pazarlama Direktörü Fernando Lillo Aranda, insanların sektörle etkileşimi konusunda derinleşen bir uçuruma dikkat çekiyor. Bir tarafta, tam egemenlik isteyenlerin talebi öne çıkıyor.

Aranda, ‘Şu anda kullanıcılar/trader’lar arasında %100 gizlilik sunan DEX ve CEX’lere olan talebin arttığını görüyoruz. Kullanıcılar, regülasyonlara ve yaptırımlara takılmamak için gizliliklerini inşa etmeye devam etmek istiyor’ diyor.

Buradaki ruh hâlini 2020’den hatırlıyoruz: Devletin gözetiminden uzakta işlemler yapmak… Fakat DeFi’ın dört gözle beklediği “kitlesel” kullanıcılar için bu gizlilik ve kendi kendinin saklayıcısı olmak büyük bir engel. O meşhur Vahşi Batı, öncüler için heyecanlıydı ama yerleşimciler için ürkütücüydü.

Aranda ise dürüstçe itiraf ediyor:

Yeni başlayanlar genellikle DEX’lere çok fazla güvenmiyor ve çoğu zaman nasıl kullanacaklarını bilmiyorlar. Bu yüzden onlar için CEX’lerde hesap açmak çok daha kolay. Bana göre DeFi son 5 yılda kendini ciddi ölçüde geliştirdi fakat CEX’ler büyük trader’lar için hâlâ net bir üstünlük taşıyor dedi.

Sponsored
Sponsored

İşte bu, “Kullanıcı Deneyimi” duvarı. 2020’de adeta “Metamask mastırınız” yoksa piyasada var olamazdınız. 2025’te arayüzler mükemmel görünüyor belki ama o temel korku hâlâ yerinde: Anahtarımı kaybedersem hayatım bir anda sıfırlanır… Tam da bu yüzden Merkezi Kripto Para Borsaları (CEX’ler), ortalama kullanıcı için hâlâ en güçlü anlatıya sahip. Zaten merkeziyetsiz finans kendi doğası gereği bir “geri al” butonu sunmuyor.

Artık Güvenli mi?

2025’te her köşe yazarının ve geliştiricinin kafasındaki soru 2020’dekiyle aynı: Güvenli mi? 2020’de güçlü bir “Hayır” yanıtı vardı. 2025’te ise yanıtımız şu: Evet, fakat…

Vivien Lin güvenliğin yalnızca daha iyi kodlarla değil, bu kodlarda yolumuzu bulmamıza yardım edecek araçlarla mümkün olacağına inanıyor.

Lin uyarıyor: ‘DeFi hiç olmadığı kadar güvenli ve sezgisel hâle geldi ama her kullanıcı mutlaka net hedeflerle ve bir planla hareket etmeli.’

Daha iyi kullanıcı arayüzleri, daha net koruma çizgileri ve Yapay Zeka’nın günlük karar süreçlerini basitleştirmesiyle, ana akım benimsenmeye giden yol güç kazanıyor dedi.

2025’te “finansal yardımcı pilot” olarak devreye giren Yapay Zeka ile kartlar yeniden dağıtıldı. Artık sayfa sayfa akıllı kontrat denetimlerini okumak yerine, kullanıcılar bir protokoldeki açıkları gerçek zamanlı tarayabilen veya spesifik bir likidite havuzuyla ilgili riskleri doğrudan anlatabilen Yapay Zeka ajanlarına sahip. Yani işin karmaşıklığı ortadan kalkmadı: Sadece akıllı bir tasarım tabakasının altına gömüldü.

Frontier’ın Sonu

2020’den 2025’e yolculuk bir piyasanın olgunlaştığına dair gerçek bir hikaye. Artık “DeFi Summer”ın spekülasyonlarından, “DeFi Standard”ının küresel finansına geçiş yaptık.

Burada Griffin Ardern’in vizyonu ile şeffaf bir defter üstünde yeniden yaratılan “kıyı ötesi banka arası piyasa”yı, Vivien Lin’in sağduyulu yaklaşımıyla stablecoin’ler ve RWA’ların ekosistemi gerçekliğe sabitleyişini, Fernando Lillo Aranda’nın ise tüm ilerlememize rağmen basitlik ve güven ihtiyacının kullanıcıları merkezi platformlara yönlendirdiği gerçeğini net biçimde görüyoruz.

2020’de DeFi, kolayca başarısız olabilecek bir deneyiydi. 2025’te ise mutlaka çalışması gereken bir altyapı. O meşhur “Vahşi Batı”, kanun adamları sayesinde değil; mühendisler, banker’lar ve kendi dolar’larının banka kasasından çok blockchain’de değer bulacağına karar veren milyonlarca kullanıcı sayesinde evcilleşti.

Hikaye burada bitmiyor. Gizlilikle regülasyonun, merkeziyetsizlikle kullanım kolaylığının arasındaki gerilim, önümüzdeki beş yıla damgasını vuracak. Fakat 2025’in tepe noktasından 2020’nin kaosuna dönüp baktığımızda artık şurası kesin: Artık oyun oynamıyoruz. Geleceğin parasını, blok blok örerek inşa ediyoruz.

Feragatname

Sorumluluk Reddi: Trust Project yönergelerine uygun olarak BeInCrypto, haberlerde tarafsız ve şeffaf raporları garanti eder. Bu haber makalesi doğru ve güncel bilgi vermeyi amaçlamaktadır. Ancak, okuyucuların bu içeriğe dayalı herhangi bir karar vermeden önce tüm bilgileri bağımsız olarak doğrulamaları ve bir profesyonele danışmaları tavsiye edilir.

Sponsorlu
Sponsorlu