Dünyanın en büyük varlık yöneticisi BlackRock, amiral gemisi özel kredi fonlarından birinde yatırımcıların para çekme taleplerini sınırlandırıyor. Şirketin bu adımı, fonun iç limitlerini aşan bir çıkış talebi dalgası sonrası geldi.
Karar geleneksel finans (TradFi) tarafındaki bir enstrümanı ilgilendiriyor fakat yaşanan likidite baskısının Bitcoin ve kripto para piyasasına da yansıma ihtimali var.
BlackRock, Artan İtfa Talepleriyle Çekimleri Sınırladı
BlackRock’ın 26 milyar dolarlık HPS Corporate Lending Fund’ı para çekme işlemlerini kısıtladı. Financial Times’a göre, yatırımcılar bu çeyrekte fonun net varlık değerinin (NAV) yüzde 9,3’üne denk gelen yaklaşık 1,2 milyar dolarlık çıkış talebinde bulundu.
Ancak yarı likit olan bu fon, çeyrek başına en fazla %5 oranda para çekmeye izin veriyor. Yani şirket, yaklaşık 620 milyon dolarlık ödemeyi onayladı fakat kalan yatırımcı para çekme taleplerini erteledi.
HPS benzeri özel kredi fonları genellikle açık piyasada nadiren alınıp satılan kurumsal kredilere yatırım yapıyor.
Bu yüzden, yatırımcıların fonun portföyünde bulunan varlıklardan daha fazla nakit çekmesini önlemek için belli para çekme kısıtlamalarına (gate) başvuruluyor.
Karar, yatırımcıların bu varlık sınıfını yeniden değerlendirdiği özel kredi sektöründeki genel baskılar ortamında geldi. Yakın zamanda BeInCrypto, Blue Owl’ın da bireysel özel borç fonundaki para çekme taleplerini düzenlediğini aktarmıştı.
BlackRock’ta olduğu gibi Blue Owl’ın adımı da artan çıkış baskısıyla ilgiliydi.
Kredi kalitesi ve getirilerdeki düşüşe yönelik endişeler sonrası birçok fon, özellikle para çekme taleplerinin arttığı bir dönem yaşıyor.
Blackstone tarafından yönetilen benzer bir fon ise, hisselerin %7,9’una denk rekor para çekme talebini yakın zamanda işleme koydu ve sonuçta tüm talepleri karşıladı.
BlackRock’ın para çekme kısıtlamalarının gündeme gelmesiyle piyasada anında bir reaksiyon oluştu. Varlık yöneticisinin hisseleriyle ilgili haberler yayıldıktan sonra, şirketin hisselerinde piyasa açılışında yaklaşık %6 civarı bir düşüş yaşandı.
Likidite Stresi Kripto Para Piyasası’na Sıçrayabilir
Para çekme sınırı bir özel kredi fonunu ilgilendiriyor olabilir, fakat etkileri TradFi’nin çok ötesine uzanabilir.
Yatırımcı Paul Barron şöyle yazdı: ‘BlackRock gibi devler özel fonlarda kapıları kapatınca, bu durum bir “likidite sıkışıklığına” işaret eder. Özel kredide kilitli kalan yatırımcılar ise başka yerden nakit yaratmak için “likit” varlıklarını—Bitcoin ve ETH’yi—satmak zorunda kalabilir’ dedi.
Yani yatırımcılar, likit olmayan özel kredi portföylerinden para çekemediklerinde kamu piyasalarında anında nakde çevrilebilen varlıklara yönelebilir.
Bu noktada listede giderek daha fazla Bitcoin ve Ethereum gibi kripto paralar öne çıkıyor.
Benzer dinamikler, finansal stres dönemlerinde de görülmüştü: Marjin çağrıları ya da nakit ihtiyacı gerektirdiğinde yatırımcılar ellerindeki likit varlıkları (hisse senedi, altın, kripto) satmaya yöneliyor.
Bu arada bazı analistler, para çekme sınırlarının piyasada daha derin bir gerginliğe işaret ettiğinden endişe ediyor.
Piyasa analisti Jacob Kinge ‘Bu çok ciddi bir tehlike işareti. Büyük bir şey geliyor’ dedi.
CeFi ve DeFi Arasında Yeni Bir Tartışma
Potansiyel likidite etkilerinin ötesinde, bu gelişme bir kez daha TradFi ve DeFi yapılarını kıyaslama tartışmalarını ateşledi.
Barron’a göre, özel kredi fonları merkezi finansın risklerini gözler önüne seriyor çünkü yatırımcılar paralarını ne zaman çekebileceklerine fon yöneticilerinin karar verdiği bir sisteme bağımlı.
‘Özel kredide, fon yöneticisinin “kapısı” elinizdeki tek anahtar’ dedi. ‘DeFi’de ise likidite çoğunlukla şeffaf ve kuralları kod belirliyor’ diye belirtti.
Blockchain ağları üzerinde çalışan DeFi protokolleri genellikle otomatik likidite havuzları kullanıyor. Bu tür sistemlerde, para çekme kuralları varlık yöneticilerinin keyfine değil, akıllı kontrat’lara ve kamuya açık kodlara bağlı oluyor.
Kurumsal Kripto Para Anlatısı Güçlenebilir
Likidite kaynaklı satışların kısa vadeli bir risk yaratmasına rağmen, TradFi’de yaşanan stresin, uzun vadede blockchain tabanlı finans altyapısı lehine rüzgarı çevirebileceği konuşuluyor.
Geleneksel piyasalardaki likidite kısıtlamaları, şeffaflık, programlanabilirlik ve 7/24 erişim gibi alternatiflere olan ilgiyi her zaman artırır. Böyle dalgalı dönemler, kurumsal yeni kripto ürünlerinin lansmanını da hızlandırabilir.
Öte yandan, bu gelişme küresel finans piyasalarının ne kadar birbirine bağlı olduğunun canlı bir örneği.
Özel kredi fonundaki bir para çekme sınırı bile, finansal sistemdeki likidite akışlarını izleyen kripto para trader’ları için kritik bir sinyal haline gelebilir.