Mart 2026 tarihli Hazine raporu, kripto mixer’ların yasal gizlilik amaçlarıyla da kullanılabileceğini resmi olarak kabul ediyor.
Bu, yıllardır bu araçların ağırlıklı olarak suç altyapısı olarak gösterildiği politikalarda dikkat çekici bir değişime işaret ediyor.
Crypto mixer’lar kâğıt üstünde kısmi rahatlama aldı
Raporda, GENIUS Act framework’ü kapsamında Hazine’nin, kongreye sunduğu resmi belgede, ilk kez mixer servislerin gizlilik odaklı kullanım alanlarını açıkça kabul ettiği görülüyor.
Hazine’nin bu kabullenişi, kamuya açık blockchain’lerin varsayılan olarak işlem verilerini ortaya saçtığı gerçeğine dayanıyor.
Kişisel servetini korumak, ticari ödemeleri saklamak veya bağışlarını gizli tutmak isteyen kullanıcılar, bu bilgi açığını sınırlayacak araçlar arıyor.
Raporda, dijital varlıklarla yapılan ödemeler arttıkça, işlem gizliliğine duyulan tüketici talebinin de paralel şekilde yükseleceğine dikkat çekiliyor.
Bu tablo, mixer servislerin hükümet tarafından tarihsel olarak nasıl değerlendirildiğiyle taban tabana zıt. ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Ağustos 2022’de Tornado Cash’i yaptırım listesine almıştı.
Bunun gerekçesi, Kuzey Kore’nin Lazarus Grubu’nun çalınan fonları aklamak için bu hizmetten yararlanması iddiasıydı. O dönem yapılan açıklamalarda suç amaçlı kullanım ön plana çıkarılmıştı.
Elbette yeni dil, bu yaptırımları kaldırmıyor veya önceki uygulamalardan geriye dönüş sinyali vermiyor. Ancak retorikte önemli bir değişimin yaşandığı görülüyor.
Ethereum kurucu ortağı Vitalik Buterin de, Storm’un 2026 başındaki ceza duruşmaları öncesinde Tornado Cash geliştiricisi Roman Storm’a desteğini açıklarken benzer argümanlar dile getirmişti.
Buterin, gizlilik araçlarının temel bir koruma mekanizması olduğunu, suçla ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirtti. Kendi Tornado Cash kullanımının ise anonim yazılım alışverişi ve insan hakları derneklerine bağış yapmak gibi gerekçelere dayandığını anlattı.
Storm, ağustos 2025’te lisanssız para taşıma servisi çalıştırmaktan bir suçtan hüküm giydi.
Jüri ise, daha ağır olan kara para aklama ve yaptırım suçlarında karar veremedi. Storm, beş yıla kadar hapisle karşı karşıya.
Yasa Dışı Finans Sorunu Hâlâ Sürüyor
Hazine’nin mixer’lara yönelik daha yumuşak yaklaşımı, bunların kötüye kullanımına dair kaygıların azaldığı anlamına gelmiyor.
Rapora göre, Kuzey Kore bağlantılı aktörler 2024-2025 döneminde en az 2,8 milyar dolar değerinde dijital varlık çaldı ve genellikle mixer servisleriyle izi kaybettirmeye çalıştı.
2020’den beri blockchain köprülerinden stablecoin kullanılarak çekilen 37,4 milyar doların üzerinde bir tutarın 1,6 milyar doları mixer’lardan geçti. Öte yandan, 900 milyon dolardan fazla meblağın doğrudan Kuzey Kore ile ilişkilendirilen bir köprüde toplanmış durumda.
Bu rakamlar düzenleyici zorluğu net biçimde ortaya koyuyor: Bir bağışçının gizliliğini koruyan aynı araçlar, devlet destekli hacker’lar tarafından yüz milyonlarca dolar aklamak için de kullanılıyor.
Yeni “Hold” Yasası Kripto Para Borsası’na Fonlarını Dondurma Yetkisi Verebilir
Raporda en dikkat çekici öneri ise yeni bir “hold law” (dondurma yetkisi): Söz konusu yasa teklifine göre kripto platformları, şüpheli dijital varlıkları mahkeme kararı veya resmi suçlama gerekmeksizin, soruşturma süresince geçici olarak dondurabilecek.
Kripto analisti Kyle Chasse, bu durumun önemli sonuçlar doğuracağına dikkat çekiyor ve mevcut Şüpheli İşlem Bildirimi (SAR) kuralları çerçevesinde, platformların fonları neden dondurduğuna dair kullanıcılara açıklama yapmasının yasal olarak yasak olacağını belirtiyor.
Kyle Chasse şöyle yazdı: ‘Donuyorsunuz. Hiçbir açıklama yok. Hiçbir zaman çizelgesi yok. Hiçbir itiraz hakkı yok’ dedi.
Hazine yetkilileri, bu yetkinin “dar kapsamlı” olduğunu söylüyor. Ancak eleştirmenler, pratikte böyle sınırlamaların kağıt üstünde kaldığını savunuyor.
Teklif, özel şirketlere (kripto para borsası’lara) uzun süredir sivil özgürlük savunucularının keyfi finansal sansür ile ilişkilendirdiği türden yetkiler kazandırmış olacak.
TFTC’ye göre, önerilen framework kapsamında faaliyet gösteren, uyumlu custodial mixer’lar yine de Mali Suçları Araştırma Ağı’na (FinCEN) raporlama yapmayı sürdürecek.
Bu durum, mixer’ların herhangi bir şekilde meşruiyet kazanmasının ciddi bir uyum yüküyle geleceğine işaret ediyor.
Sırada Ne Var
Hazine ayrıca, hangi merkeziyetsiz finans (DeFi) aktörlerinin Kara Para Aklamayı Önleme ve Terörizmin Finansmanının Engellenmesi (AML/CFT) yükümlülüklerine tabi olacağına dair daha net tanımlar getirmeyi de öneriyor.
Yetkililer, merkeziyetsiz protokollerin merkezi aracı olmadan çalışıyor olması nedeniyle bu konuda bugüne kadar net ve kapsamlı çözümler geliştirmekte zorlanmıştı.
Roman Storm davası ise kısa vadede mahkemelerin, geliştiricinin sorumluluğunu Hazine’nin politika değişikliğiyle nasıl dengelediğine dair yol gösterici bir sinyal olabilir.
Storm’un hukuk ekibi ve Ethereum topluluğundaki destekçileri, açık kaynak gizlilik kodu yazmanın suç olarak kabul edilemeyeceğini savunuyor.
Hazine’nin raporunda ise kelimeler özenle seçilmiş olsa da bu pozisyon artık kısmen de olsa yansımış durumda.
Kongre, önerilen dondurma yetkisi konusunda adım atabilir ve son sözü mahkemelerin söylemesi bekleniyor. Bu kararlar, mixer meşruiyeti konusundaki yeni yaklaşımın gerçekte ne kadar anlam ifade edeceğini belirleyecek.